Merryhala |
Belki bazen bir seyler yazarim, belki de yazmam |
Cloud bicycle days are near, canim (Taken with instagram)
Sunshine feet
Sinirlenebilirim da fuk
(Source: rubycadillac, via erenozugur)
I desperately want to hang a lamp to the sky, praying for shinier days (Taken with instagram)
Sweeter when its shining (Taken with Instagram at Merry’s Buyukada)
Klasik türk annesi accountu, yok babasözleri hashtagi gibi çocuklukta beyinlere ataçlanmış belli kalıpları inceledim geçen gün. Sonrasında karar verdim ebeveynlerimin yaklaşımı sayesinde gayet de Kelly Osbourne büyümüşüm ben. Çünkü cidden you turks are soo fuckin crazy diyecek halde dışta bir yerde kaldığımı görüyorum. Annem, hiçbir zaman odama girmeyerek kendi düzenimi yaratabileceğim bir serbest alan bıraktı bana, mainstream analardan olmamak amacını gütmüş olabilir ama bunun dışında ‘balığı parçala’ diye bağırıyordu hareketleriyle. Tabii sistemde bir açık vardı, çalışan bir anne olmasından dolayı eve gelen kadın annemin mentelitesini anlayamayacak, hatta bir gün anlayacak olursa bile 40 seans psikolojik tedaviye ihtiyaç duyduğunu düşünecek bir “düşünceli” türk annesiydi. Bir gün okuldan eve geldim, direkt odama yöneldim kapıyı açtığımda ise kendime ait olan dekorasyonumun sonu nizami şekilde dizilmiş mumlarım vesairlerimle merhabalaşıyordu. Odamdaki tüm yastıkları ve peluşları yere attım, bakınca gözüme yeterli gelmedi ve salondaki koltukların yastıklarını da odamın ortasına atıp saatlerce vurdum. Baya ciddi ciddi yumrukluyordum, bir yandan ağlıyordum çünkü ne kadına bağırmam sonucu onun ayrılıp parasız kalmasını istiyordum ne de annemin kadını kovma ihtimalini. - ki ben prenses değildim, böyle bir sebepten birini kovacak bir annem de yoktu - Dolayısıyla, empatinin kölesi bir çocuk olarak saatlerce Balboa antrenmanıyla sakinleştirmiştim kendimi, sonrasında boksa falan yazıldığım da olmadı ama içgüdüsel şiddetin pofuduk tadına bakmıştım. Babamı anlatmak gerekirse, yakın arkadaşlarım Bengisu ve Günsu ile Aya Yorgi’ye çıkıp birer piercingimizin olması için mum yakacak kadar ergenliğin kölesi olmuştuk, ama ailemiz görmesin diye de o yaşta (15) mememizi deldirecek kadar da üst level değildik. Antibiyotiğin çok türlüsüne alerjik olduğumdan enfeksiyon kaygısıyla piercinge karşı çıkan annem mantıklı açıklamalarıyla gelen yasağımsıları fazla abartmış olacak ki içimde kopanları, ve kızının kilisede sağlık mutluluk para falan dilemediğini bilmiyordu. Bir ÇILGINlık Kadıköy’de Offspring kılıklı bir oksijen sarısı adama dilimi deldirttim. Kardeşime akabinde söyledim, ananem pişmemiş bir sarmayı ağzıma atmaya karar verdiğinde gördü ve son olarak da babama söylediğimde : “Uyuşturucu kullanmaman halinde benim için bir problem yok, kararlarını kendin verebilirsin.” gibi bir cevap aldım. Geriye hiçbir zaman öğrenmemesini dilediğim annem kalmıştı ki kendisini Malcolm in the Middle’dan hatırlarsınız, Louise. Haziran 2004te deldirdiğim dilimi tutamadım ve Lale Büfe’de tost yerken annem fark edip ortamı terk etti. Dilara Dikris ve ben 15 dakika kadar göt olduk orda, tostumuz bitti göt olmaya devam ettik. Durumun biraz daha sit-comlaşması ise yan dükkandan çıkan dünyadan habersiz kızın “Yapıştırmaydı dersin.” önerisiyle gülüşmeler, yani bitch please böyle bir şeyi ananem de yemez. Anneme biraz zaman verdim ve yaklaşık yarım saat sonra eve gittim, ertesi gün Moskova’ya gidecekti ve gitmeden beni görmek için adadaydı o gün. Bana aptal yerine konmaktan ne kadar iğrendiğini seçilmiş kelimelerle anlattı, bir yandan da kendisini hiç de şımartmamış olan annesinin torunu için böyle bir şekilde sır saklayabilmiş olmasına sevincini saklayamadı, 10 dakikalık konuşmanın ardından elini uzattı ve salyalarım aka aka dilimden çıkardığım piercingi verdiğim an arka bahçeye fırlattı. Hevesimi aldığımı düşünüp bir yenisini daha almadım, sadece izi kaldı biraz. Uyuşturucuya 5 dakika uzaklıkta olduğum halde edinmeye çalışmıyor olmam, ya da ne bileyim götik tavırlar sergilemeyip genel geçer neşeli bir ergen olmam baya enderdi aslında bir Kadıköy genci olarak, öpsünlerdi başlarına koysunlardı. Gerçi içimde bir şeyler kalmış olacak ki yine annemin yurt dışında olduğu bir zaman diliminde burnumu deldirip kendisine sms yoluyla belirtmiştim. Şimdi biraz yaş 15imden biraz da yaş 16ımdan bahsettim. Ve bu cümle dahilinde yaratıcılıktan yoksun, sınıf öğretmeni kılıklı İpek Ongun’a selam ederim, canım o işler öyle değil ve umarım kitapların da yok olup gitmiştir.
(Source: expl0re-expl0de-repeat, via ecemicokseveriz)